Küresel piyasalarda satış baskısı, enerji fiyatları ile tahvil faizlerinin aynı anda yükselmesiyle yeni işlem gününde de etkisini koruyor. Brent petrolün yeniden 100 doların üzerine yerleşmesi, Orta Doğu kaynaklı arz riskini yeniden fiyatlamanın merkezine taşırken, ABD tahvil piyasasındaki gerilim hisse senetlerinde risk iştahını sınırlıyor.

Wall Street'te S&P 500 çarşamba gününü üst üste üçüncü düşüşle tamamladı. Dow Jones yüzde 0,77, S&P 500 yüzde 0,48 ve Nasdaq Composite yüzde 0,64 geriledi. Satışın ortak paydası, petrol kaynaklı enflasyon baskısının para politikasını daha uzun süre sıkı tutabileceği endişesi oldu.

Petrol 100 doların üzerinde: Enflasyon riski yeniden öne çıktı

Brent petrol, ABD ile İran arasındaki gerilimin enerji sevkiyatına ilişkin kaygıları artırmasıyla 101 doların üzerinde işlem görüyor. Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik riski ve bölgedeki tanker trafiğine yönelik tehditler, enerji arzında kalıcı bir aksama yaşanabileceği ihtimalini canlı tutuyor.

Petrol fiyatlarındaki yükselişin piyasalara etkisi yalnızca enerji şirketleriyle sınırlı değil. Daha pahalı petrol; ulaştırma, üretim ve lojistik maliyetleri üzerinden enflasyonu besleyebileceği için merkez bankalarının faiz patikasına ilişkin beklentileri de değiştiriyor. Bu nedenle enerji fiyatlarındaki her yeni sıçrama, tahvil faizleri ile hisse senedi değerlemeleri üzerinde eş zamanlı baskı yaratıyor.

ABD Hazinesi'nin 6 milyar dolarlık hamlesi piyasayı ikna etmedi

ABD Hazine Bakanlığı, 10 ila 20 yıl vadeli tahvillerde 10 Eylül'de gerçekleştirilecek geri alımın üst sınırını 6 milyar dolara çıkardı. Bu tutar, önceki uzun vadeli geri alım operasyonunun yaklaşık üç katına karşılık geliyor. Hazine daha önce de uzun vadeli kıymetlerde operasyon büyüklüğünü en az 4 milyar dolara yükselteceğini açıklamıştı.

Buna karşın ilk piyasa tepkisi beklenen rahatlamayı getirmedi. ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi açıklamanın ardından yüzde 4,85 seviyesine kadar çıkarak Kasım 2023'ten bu yana en yüksek düzeyini gördü. Uzun vadeli faizlerdeki yükseliş, hisse senetleri açısından iskonto oranını artırdığı için özellikle yüksek değerlemeli şirketlerde baskının daha belirgin hissedilmesine neden oluyor.

Satış dalgası Asya'ya taşındı

ABD piyasalarındaki zayıf kapanışın ardından Asya borsalarında da riskten kaçış öne çıktı. MSCI Asya Pasifik endeksi sabah saatlerinde yaklaşık yüzde 0,8 gerilerken Japonya, Güney Kore, Tayvan ve Avustralya'daki ana endeksler negatif bölgede işlem gördü.

Japon yeni ise Japonya Merkez Bankası'ndan gelen daha sıkı para politikasına açık mesajların ardından dolar karşısında güçlendi. Bu tablo, yatırımcıların yalnızca Fed'i değil, başlıca merkez bankalarının tamamında enerji kaynaklı enflasyon riskine verilecek tepkiyi fiyatladığını gösteriyor.

Sıradaki kritik başlık: ABD enflasyonu

Piyasaların kısa vadeli yönü açısından gözler ABD'nin ağustos ayı enflasyon verilerine çevrildi. Üretici fiyat endeksi perşembe günü, tüketici fiyat endeksi ise cuma günü açıklanacak. Beklentilerin üzerinde bir enflasyon verisi, Fed'in faizleri artırabileceği veya yüksek seviyede daha uzun süre tutabileceği beklentisini güçlendirebilir.

Tersi senaryoda, fiyat baskılarının daha sınırlı olduğuna işaret eden veriler tahvil piyasasındaki tansiyonu azaltabilir. Ancak petrol 100 doların üzerinde kaldığı sürece enerji kaynaklı ikinci tur enflasyon etkileri piyasa gündeminden kolay çıkmayacak.

Türkiye açısından neden önemli?

Küresel satış dalgasının Türkiye'ye yansıması iki ana kanal üzerinden izleniyor. Birincisi, enerji ithalat maliyetleri. Petrol fiyatlarının kalıcı biçimde yüksek seyretmesi cari denge ve enflasyon görünümü açısından ek maliyet yaratabilir. İkincisi ise küresel tahvil faizleri. ABD faizlerinin yüksek kalması, gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelik risk iştahını sınırlayabilir.

Bu nedenle küresel piyasalardaki mevcut baskının seyrinde üç gösterge öne çıkıyor: Brent petrolün 100 dolar üzerindeki kalıcılığı, ABD 10 yıllık tahvil faizinin yönü ve bu hafta açıklanacak ABD enflasyon verileri. Bu üç başlıktaki hareket, önümüzdeki günlerde hisse senedi, döviz ve tahvil piyasalarının ortak fiyatlama çerçevesini belirleyecek.